Ekoturizme Katkı Yönü İle Anıt Ağaçlar (13)

Ekoturizme Katkı Yönü İle Anıt Ağaçlar (13)

Gelişmiş ülkeler, bir taraftan aşırı hammadde tüketimi, diğer taraftan hızlı endüstrileşmenin neden olduğu hava kirliliği ve diğer çevre sorunları ile orman ekosistemlerinin hayatiyetini tehlike sınırına dayamışlardır. Bu temponun sürmesi halinde yerkürede ortaya çıkacak olumsuz koşulların insan yaşamını tehdit edeceğinin fark edilmesi üzerine, son zamanlarda dünya gündemine "Sürdürülebilir Kalkınma" adıyla yeni bir kavram getirilmiştir. Bu kavramın temeli "çevreden ve doğal kaynaklardan, onları tahrip etmeden yararlanma" mentalitesine dayanmaktadır. Bu mentalite; yeşil dokusu ve doğal yapısı henüz bozulmamış alanların, mevcut halleri ile korunarak gelecek kuşaklar için saklanmasını gerektirmektedir. Bu gerçekten hareketledir ki, dünyanın hemen her yerinde bu amaçla dernekler kurulmakta ve gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında insanlar arasında bir dayanışma zemini oluşturmaya çaba harcanmaktadır.

Koruyarak yararlanma düşüncesinin turizmdeki uygulaması ekoturizm kavramı içinde şekillenmiştir. Şöyle ki; Ünlü tatil yörelerine büyük gruplar halinde yapılan klasik turizm aktivitelerinin doğal ve kültürel kaynaklar üzerindeki olumsuz etkilerinin yıkıcı boyutlara ulaşması, bu kaynaklardan yararlanmayı sınırlar hale gelmiştir. Bu durum, turizmcileri alternatif aktivite arayışlarına itmiş ve turizmciler arasında "koruyarak yararlanma" düşüncesinin giderek ağırlık kazanmasına neden olmuştur. İşte, ekoturizm ya da ekolojik turizm olarak tanımlanan yeni anlayış, turizmcilerin gündemine bu zorlama ile girmiştir.

Ekoturizm Nedir?

Değişik kaynaklarda yeşil turizm, doğa turizmi, yayla ve dağ turizmi olarak da ifade edilen bu turizm biçimi, Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından "Eylenmeyi, doğayı ve kültürel kaynakları anlayarak korumayı destekleyen, düşük ziyaretçi etkisi olan ve yerel halka sosyo-ekonomik yarar sağlayan, bozulmamış doğal alanlara yapılan çevresel açıdan sorumlu seyahat ve ziyaret" biçiminde tanımlanmaktadır.

Bu tanımın içeriğinden de anlaşılacağı üzere ekoturizm kavramı; klasik kitle turizminden farklı olarak, doğal çevre ve kültürün önemini kavrayıp onu korumayı ilke edinen az sayıdaki bilinçli kişilerin oluşturduğu küçük grupların yasal güvence ile koruma altına alınan özgün ve bozulmamış doğal alanlara yaptığı ziyaretleri kapsamaktadır. Bu turizmi diğerlerinden ayıran en belirgin özellik, katılımcıların doğaya ve otantik kültüre saygılı olması ve gezi programlarının sadece korunan alanları kapsamasıdır.

Türkiye, tarihsel çağlar içinde üzerinde çok sayıda devletin kurulup battığı bir coğrafi bölgede bulunmaktadır. Bir anlamda dünya uygarlığının beşiği olan bu topraklar, bunun bedelini doğal bitki örtüsünü ve ormanlarını kaybederek ödemiştir. Ancak, özellikle Kuzey ve Güney Anadolu'nun sarp ve dağlık topoğrafyası, içinde anıtsal nitelikte ağaçların da bulunduğu kimi alanların insan eli değmeden günümüze kadar gelebilmesine neden olmuştur. Genellikle 1800 metrenin üzerindeki üst orman zonlarında yer alan böyle alanlarda yaş, çap ve boy gibi fiziksel boyutlar itibariyle alışılmış ölçülerin çok çok üzerine çıkabilmiş devasa gövdeleri izlemek mümkündür.

Türkiye'de Ekoturizme Konu Olan Objeler

Ekoturizmin konusu olan objeler, varlıkları yasa ile koruma altına alınmış doğal ve kültürel miras niteliğindeki canlı ve cansız doğa ve kültür anıtlarıdır. Doğanın su ve rüzgar erozyonu ile binlerce yılda meydana getirdiği kanyonlar ve kaya figürleri gibi ilginç jeolojik oluşumlar, içeriğindeki demir, kükürt ve sülfat bileşikleri nedeniyle yeryüzüne çıktığında değişik renkli tortular bırakarak ilginç doğa görüntüleri sergileyen su kaynakları, olağanüstü fiziksel boyutları ve gövdelerindeki ur ve şişkinliklerden ötürü insan belleğinde çeşitli çağrışımlara neden olan ve hayranlık duygusu uyandıran anıtsal nitelikli ağaçlar, bu bağlamda akla gelen ilk objelerdir.

Ekoturizm açısından önemli kaynak değeri olan bu doğa harikalarını; mağaralar, kanyonlar, obruk ve düdenler, çağlayanlar, travertenler, göl ve göletler, subasar ormanlar, lagünler, fiyortlar, sulak alan ekosistemleri, turbalıklar, anıt ağaç ve orman parçaları ile relikt (soyu tükenen) ve endemik (sadece o yörede bulunan) ağaç ve bitki türlerinin bulunduğu hassas ekosistemler biçimde sıralamak mümkündür.

23.7.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 6/d maddesinin son paragrafında "...Tarihi mağaralar, kaya sığınaklar, özellik gösteren ağaç ve ağaç toplulukları ile benzerleri, taşınmaz tabiat varlığı örnekleri..." korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları olarak açıklamaktadır.

Anıtsal niteliğe sahip tek ağaç ve orman parçaları ulusal kültür, yöresel tarih ve folklorik açıdan büyük önem taşıdığı için, popüleritesi her geçen gün artmaktadır. Bulunduğu yere ayrıcalık katan bu canlı miras, yeşili koruma tutkusunun ibadet düzeyine ulaştığı ve çevre koruma etkinliklerinin ön plana çıktığı günümüzde, trendi belirgin bir biçimde yükselen "Eko-Turizm" olgusu için de önemli bir kaynak değerine sahiptir. Nitekim; Kaliforniya'daki sekoyalar başta olmak üzere değişik ülkelerdeki ulusal parklarda bulunan anıtsal ağaçlar her yıl binlerce doğa-sever turistin gezi programlarının olmazsa olmaz ziyaret noktaları arasında yer almaktadır. 1989 yılında ABD'de bu parkları ziyaret eden turist sayısının 170 milyon civarında olduğu bildirilmektedir.

Alternatif turizm etkinliklerinden birisi de bilimsel turizmdir. Katılımcıları, bilim adamı ve araştırmacılardan oluşan bu turizm biçimi, eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma amaçları ile yapılmaktadır.

Bedii Faik, anıtsal ağaçları ekoturizm yönünden önemini 1951 yılında Londra'dan yazdığı bir yazısında, Bursa'daki tarihi çınarın resmini gören bir İngiliz'in kendisine söylediklerini şöyle aktarmaktadır: "Kocaman ağacın oyulmuş gövdesine bir otomobil sığabiliyor. Fotoğrafı hayretle seyrettim. Sadece asırlık ağaçlarınızı görmek için bile memleketinize gitmek isterdim." Ülkemizi gezen yabancı konukların anıt ağaçlarımızdan etkilenmeleri sadece bu örnekle sınırlı değil elbette. 1900'lü yılların sonunda İstanbul'a gelen turistlerin ilgi odağı olan Yeniçeri Çınarı için kartpostal basıldığı anlaşılmaktadır.

Ağaçların yıllık büyümelerini gösteren yıllık halkalar adeta ait olduğu yılın iklim aynasıdır. Yağışların bol, sıcaklığın uygun olduğu yılların yıllık halkaları, kurak ve sıcak periyotlara oranla daha geniştir. Bir başka anlatımla, ağaçların geçmiş yıllara ait yıllık halkalarına bakarak o yılın hava hallerinin tahmini kolayca mümkündür. Dendroklimatoloji denilen bu bilim alanında mümkün olduğunca yaşlı ağaçlar kullanıldığı için, anıtsal ağaçlar başta bu bilim dalı olmak üzere pek çok doğal bilim için bilimsel turizme de konu olabilmektedir. Nitekim Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde bulunan pek çok anıt orman Avusturya başta olmak üzere Avrupa'daki pek çok üniversite için ilgi odağıdır.

Anıt ağaçların ekoturizm açısından önemi yurdumuzda da giderek önem kazanmaktadır. Yazılı ve görsel medya yanında, özellikle belgesel yapımların bu alandaki ilgisinin giderek yoğunlaştığı ve böyle ağaçlar için özel gezi turları düzenlendiği gözlenmektedir.

Prof. Dr. Ünal ASAN


Not: Bu makalenin tam sürümü, proje kapsamında hazırlanan katalog-kitap içerisinde mevcuttur. Makale içerisinde adı geçen ağaçların resimlerine ve diğer görsellere elektronik katalog-kitap içerisinden ulaşabilirsiniz.